Özet
Mâtürîdî anlayışta iman kalbin tasdikidir. Bir haramı helâl saymadan günaha düşmek, tek başına dinden çıkmak değildir. Bu ayrım ibadetin gereksiz olduğu anlamına da gelmez.
Detaylı açıklama
İnanmak ve yapmak
Bir emrin Allah’ın hükmü olduğuna inanmak ile o emri yerine getirmek farklıdır. Kaynağın verdiği örnek, namazın farziyetine inandığı hâlde tembellikle namazı terk eden kişidir. Bu kişi ağır bir sorumluluk altındadır; fakat yalnız bu ihmali sebebiyle inkâr etmiş sayılmaz.
Büyük günahı küfür sayan yoruma cevap
Kıyâmet ve Âhıret, Hâricîlerin bir kısmına nispet ettiği, farzı yapmayanı veya haram işleyeni bu sebeple kâfir sayan görüşü eleştirir. Kitapta, bir hükme inanmakla onu yerine getirmek birbirinden ayrılır. Bu nedenle değerlendirme, bütün Hâricî gruplar hakkında genel bir hüküm yerine burada belirtilen iddia üzerinde yapılır.
Kitap ve sayfa: Kıyâmet ve Âhıret — s. 88, 90
Günah önemsizleşir mi?
Hayır. Tevbe, ibadet ve günahlardan kaçınma yükümlülüğü devam eder. Günahın imanı kendiliğinden ortadan kaldırmaması, cezasızlık güvencesi değildir. Günahkâr müminin âhiretteki durumu Allah’ın hükmüne bırakılır.
Görüş ve cevap
- İtiraz edilen görüş
- Büyük günah işleyen, sırf günahı yüzünden artık mümin değildir.
- Ehl-i sünnet cevabı
- Günah ile inkâr aynı hükme bağlanmaz.
- Neden reddedilir?
- Kur’an’da kusur işleyenlere de iman hitabı yapılır; amel emri mevcut imana yöneltilir.
Delil ve dayanak: Hac 22/77; Âl-i İmrân 3/130; Hucurât 49/9.
Dayanaklar: Amel imandan parça mıdır? · Kıyâmet ve Âhıret — s. 88, 90