Özet
Ehl-i sünnet itikadında Allahü teâlâ, yarattıklarına benzemez. Sıfatları kabul edilir; fakat cisimlere ait şekil, organ, oturma ve mekânda bulunma gibi özellikler O’na nispet edilmez.
Detaylı açıklama
Tenzih neyi korur?
Tenzih, Allah’ı yaratılmışlara ait eksikliklerden ve benzerliklerden uzak bilmektir. Teşbih, O’nu yaratılmışlara benzetmek; tecsîm ise cisim gibi tasavvur etmektir. İlâhî sıfatları kabul etmek, bu sıfatların insanlardakiyle aynı mahiyette olduğunu söylemek değildir.
Mekân iddiasına cevap
Dinimiz İslam’ın aktardığı açıklamada mekân, zaman ve yön yaratılmıştır. Allah’ın varlığı bunlara bağlı değildir. Sonradan yaratılmış bir şeyin ezelî olanı kuşattığını düşünmek, yaratıcıyı yaratılmışın şartlarına bağlar. Mâtürîdî gelenekte Allah’ın hacimli ve belirli bir yönde bulunan varlık sayılması bu sebeple reddedilir.
Delil nasıl okunur?
Şûrâ sûresinin 11. âyetindeki benzersizlik ilkesi esas alınır. İstivâ gibi ifadeler bu ilkeye aykırı biçimde bedenin bir yere yerleşmesi olarak açıklanmaz. Kelimenin geçtiği metin kabul edilirken yaratılmışlara ait keyfiyet Allah’a taşınmaz.
Rü’yet inancı cisim anlayışını gerektirmez
Herkese Lâzım Olan Îmân, âhirette Allah’ın görüleceğine iman ile O’na beden ve yön nispet etmeyi birbirinden ayırır. Görülmenin nasıl olacağı, dünyadaki maddî varlıkların görülmesine kıyaslanmaz. Allah’ın mekânda bulunmadığı ve değişmeye tâbi olmadığı vurgulanır. Bu sebeple rü’yeti kabul etmekten, görülenin mutlaka karşıda duran bir cisim olduğu sonucu çıkarılmaz. Ehl-i sünnet açıklaması, haber verilen rü’yeti kabul ederken yaratılmışlara ait şartları Allah’a yüklememeyi esas alır.
Kitap ve sayfa: Herkese Lâzım Olan Îmân — s. 27–28
Görüş ve cevap
- İtiraz edilen görüş
- İstivâyı bir cismin tahta oturması gibi anlamak.
- Ehl-i sünnet cevabı
- Allah’ın arşa ve mekâna ihtiyacı yoktur.
- Neden reddedilir?
- Oturmak; şekil, sınır ve yerle ilişki gerektirir. Bunlar yaratılmışların özellikleridir.
Delil ve dayanak: Şûrâ 42/11; Dinimiz İslam, “Allah mekandan münezzehtir”.
Dayanaklar: Allah mekandan münezzehtir · Vehhabilerin bozuk yönleri · Herkese Lâzım Olan Îmân — s. 27–28