Özet
Bu bölüm, Hakikat Kitabevi yayınları ve Dinimiz İslam’da eleştirilen belirli Selefî/Vehhâbî yorumları Ehl-i sünnet cevabıyla karşılaştırır. Te’vil, tenzih ve tevessül meseleleri; görüş, cevap ve kitap dayanaklarıyla açıklanır.
Detaylı açıklama
Hangi dönemin tartışması?
Mâtürîdî hazretleri 944 yılında vefat etti. Dinimiz İslam’ın Selefiyecilik yazısında ele aldığı sonraki dönem isimleri ve hareketleri onun döneminden sonradır. Bu bölümdeki cevaplar, Mâtürîdî hazretlerinin modern hareketlere doğrudan yazdığı metinler olarak sunulmaz.
Te’vili bütünüyle reddetmek
Te’vil, bir ifadenin delile dayanarak mümkün anlamlarından biriyle açıklanmasıdır. Kaynak, Hicr 15/88’deki kanat indirme ifadesini tevazu ve merhametle açıklamayı örnek verir. Her ifadeyi maddî ve sözlükteki ilk anlamıyla okumak, metnin maksadını daraltabilir. Ancak bu, delilsiz ve sınırsız yorum yapma izni değildir.
Sıfatları açıklarken tenzih
Dinimiz İslam, Allah’a oturma, organ ve mekân nispet eden yorumlara karşı çıkar. Şûrâ 42/11’deki benzersizlik ilkesi, sıfatların yaratılmışlara benzetilmeden anlaşılmasının ölçüsüdür. Metni kabul etmekle Allah’a cisim özellikleri yüklemek birbirinden ayrılır.
Tevessül ve ibadet ayrımı
Kaynağın savunduğu tevessülde istek Allah’a yöneltilir; sevilen bir kulun hürmeti vesile edilir. Buna doğrudan şirk hükmü verilmesine itiraz edilir. Bir varlığı bağımsız ilâh veya yaratıcı kabul etmek, burada savunulan vesile anlayışı değildir.
Selef ile sonraki yorumları ayırmak
Sahâbe ve tâbiînin saygınlığı, onları izlediğini söyleyen her sonraki yorumun kendiliğinden doğru olduğunu göstermez. Selefî çevrelerin kendi aralarında da farklar vardır. Reddiyede hangi iddianın ve hangi kaynağın ele alındığı belirtilmelidir.
Müteşâbih ifadelerde iki açıklama yolu
Herkese Lâzım Olan Îmân, müteşâbih ifadelerde yaratılmışlara benzer bir mahiyet tasarlamadan inanmayı veya Allah’a uygun bir anlamla te’vil etmeyi anlatır. Her iki açıklamada da organ, yer ve yön gibi insanı çağrıştıran anlamlardan sakınılır. Bu çerçevede te’vil, metni inkâr etmek değil, tenzih ilkesini koruyarak açıklamaktır. Dolayısıyla her te’vili sıfatları reddetmekle bir tutan görüş, bu iki yolun ortak tenzih gayesini gözden kaçırır.
Kitap ve sayfa: Herkese Lâzım Olan Îmân — s. 27–28
Tevessülde belirleyici olan inanç
Kıyâmet ve Âhıret’in Müslimâna Nasîhat kısmı, bir sebebe başvurmak ile o sebebi yaratıcı kabul etmek arasındaki farkı öne çıkarır. Kitabın savunduğu tevessülde dileği gerçekleştiren Allah’tır; vesile edilen kişi ilâhlaştırılmaz. Bu yüzden yalnız bir yardım isteme ifadesinden hareketle, söyleyenin Allah’tan başka bir yaratıcıya inandığı sonucuna varılmasına itiraz edilir. Tartışmanın odağı, kullanılan sözün yanında ona eşlik eden inançtır. Aynı açıklama, sebebe ilâhî kudret atfetmeyi de reddeder. Burada amaç her davranışı meşru saymak değil, meşru kabul edilen tevessülle başkasına ibadeti ayırmaktır. Bu cevap, kitabın sonraki dönem Vehhâbî yorumlara yönelik reddiyesidir; Mâtürîdî hazretlerinin kendi kaleminden aktarılmış bir metin değildir.
Kitap ve sayfa: Kıyâmet ve Âhıret — s. 94–96
Görüş ve cevap
- İtiraz edilen görüş
- Dinî metinde te’vilin hiçbir yeri yoktur.
- Ehl-i sünnet cevabı
- Delile ve dilin imkânlarına dayanan te’vil, gerekli olduğunda kullanılır.
- Neden reddedilir?
- Mecazı maddî anlamda okumak, metnin muradından uzaklaştırabilir.
Delil ve dayanak: Hicr 15/88; Dinimiz İslam, “Dinimizde tevilin yeri”.
- İtiraz edilen görüş
- Allah’tan, sevdiği kulların hürmetine istemek doğrudan şirktir.
- Ehl-i sünnet cevabı
- Allah’a dua etmek ile yaratılmışa ilâhlık vermek farklıdır.
- Neden reddedilir?
- Vesilenin kendisine bağımsız güç atfedilmesiyle Allah’tan isteme aynı fiil değildir.
Delil ve dayanak: Dinimiz İslam, “Vehhabilerin bozuk yönleri”, tevessül bölümü.
Dayanaklar: Selefiyecilerin gerçek yüzü · Vehhabilerin bozuk yönleri · Dinimizde tevilin yeri · Herkese Lâzım Olan Îmân — s. 27–28 · Kıyâmet ve Âhıret — s. 94–96 · İmam-ı Matüridi · Selefiyecilik nedir